# ABAD Türk çeliğine yönelik anti-damping vergisini onadı

> ABAD, Türk çeliğine anti-damping vergisini ve komisyon, satış ile kur riskinden korunmaya ilişkin düzeltmeleri onadı.

Source: https://www.mtrlegal.com/tr/abad-turk-celigine-anti-damping-vergisini-onadi/ · Language: tr · Updated: 2026-11-05

---

Avrupa Birliği Adalet Divanı (EuGH, ABAD), iki Türk çelik şirketinin kesin anti-damping vergisinin onanmasına karşı yaptığı temyiz başvurusunu reddetti ([EuGH, 3 Eylül 2026 tarihli karar](https://eur-lex.europa.eu/./legal-content/AUTO/?uri=CELEX:62024CJ0498_SUM) – C‑498/24 sayılı dosya). Uyuşmazlığın merkezinde, ihraç fiyatı ile normal değerin karşılaştırılmasında yapılan düzeltmeler, ilişkili bir satış şirketinin sınıflandırılması ve kur riskinden korunma işlemlerinin dikkate alınması yer alıyordu. Şirketler, kendi masraflarının yanı sıra Avrupa Komisyonunun masraflarını da karşılamak zorundadır.

## Sıcak haddelenmiş yassı ürünlere uygulanan anti-damping vergisi

Dava, Türkiye menşeli demirden, alaşımsız çelikten veya diğer alaşımlı çeliklerden belirli sıcak haddelenmiş yassı ürünlerin ithalatıyla ilgiliydi. C. şirketi bu tür ürünleri üretmekte ve ihraç etmektedir. B. ise C. ile ilişkili bir Türk ticaret ve ihracat şirketidir.

Avrupa Komisyonu, 14 Mayıs 2020 tarihinde bir anti-damping soruşturması başlattı. Soruşturma dönemi 1 Ocak ile 31 Aralık 2019 tarihleri arasını kapsıyordu. Zarara ilişkin gelişmelerin incelenmesi için 1 Ocak 2016 tarihinden soruşturma döneminin sonuna kadar olan dönem değerlendirildi.

Komisyon, (AB) 2021/9 sayılı Uygulama Tüzüğü ile ilk olarak iki şirketin ilgili ürün ihracatına yüzde 7,6 oranında geçici anti-damping vergisi getirdi. Bunu 5 Temmuz 2021 tarihinde (AB) 2021/1100 sayılı Uygulama Tüzüğü izledi. Bu tüzük, şirketlerin ürettiği ürünler için yüzde 7,3 oranında kesin anti-damping vergisi belirledi ve geçici verginin kesin olarak tahsil edilmesine hükmetti.

Tedbirlerin süresi, zamanında olmak üzere 7 Temmuz 2026 tarihinde dolacaktı. Bundan önce, 6 Temmuz 2026 tarihli C/2026/3536 sayılı bildirimle bir süre sonu gözden geçirmesi başlatıldı.

## Avrupa Birliği Genel Mahkemesi önündeki yargılama

C. ve B., Uygulama Tüzüğü'nün kendi ürünleriyle ilgili kısmının iptali talebiyle 29 Eylül 2021 tarihinde dava açtı. Avrupa Birliği Genel Mahkemesi (Gericht der Europäischen Union, AB Genel Mahkemesi), T‑630/21 sayılı davada 8 Mayıs 2024 tarihinde verdiği kararla davayı bütünüyle reddetti.

### Tüzüğe karşı ileri sürülen dört dava sebebi

Şirketler davalarını esas itibarıyla dört hususa dayandırdı:

- B.'ye ödenen komisyon nedeniyle yapılan düzeltmeye itiraz ettiler. Onlara göre düzeltme, fiilen ödenen komisyonun ötesine geçmişti. Ayrıca B., komisyon karşılığında çalışan bir acente gibi değil, şirket içi satış departmanı olarak faaliyet göstermişti.
- Böyle bir düzeltmenin ithalat vergilerinin ödenmiş olmasını gerektirdiği gerekçesiyle (AB) 2016/1036 sayılı Tüzük'ün (AB Temel Anti-Damping Tüzüğü) 2. maddesinin 10. fıkrasının (b) bendi uyarınca yapılan düzeltmeye itiraz ettiler.
- Damping marjının aylık veya üç aylık dönemler itibarıyla hesaplanması talebinin reddedilmesine karşı çıktılar.
- Komisyonun kur riskinden korunma işlemlerinden doğan kâr ve zararları düzeltmeye dâhil etmemesine itiraz ettiler.

Mahkeme bu itirazları kabul etmedi. Şirketler bu karara karşı EuGH nezdinde temyiz başvurusunda bulundu.

## Normal değer ile ihraç fiyatının karşılaştırılmasına ilişkin ölçüt

(AB) 2016/1036 sayılı Tüzük'ün 2. maddesinin 10. fıkrası uyarınca ihraç fiyatı ile normal değer arasında adil bir karşılaştırma yapılmalıdır. Bu karşılaştırma, kural olarak aynı ticaret aşamasında ve tarihleri mümkün olduğunca birbirine yakın satışlar esas alınarak yapılır.

Karşılaştırılabilirliğin bulunmaması hâlinde, fiyatları ve dolayısıyla bunların karşılaştırılabilirliğini etkilediği kanıtlanan farklılıklar için talep üzerine düzeltme yapılabilir. Mükerrer düzeltmelerden kaçınılmalıdır.

### Komisyonlar ve benzer marjlar

Tüzük'ün 2. maddesinin 10. fıkrasının (i) bendi, ilgili satışlar için ödenen komisyonlardaki farklılıkları kapsar. Ürün veya benzer bir ürünün ticaretini yapan bir şirketin uyguladığı marj da bu şirketin komisyon karşılığında çalışan bir acenteye benzer işlevler üstlenmesi hâlinde komisyon sayılır.

Bir üretici belirli bir düzeltmeye dayanıyorsa kural olarak bu düzeltmenin koşullarının karşılandığını açıklamak ve kanıtlamak zorundadır. Buna karşılık Birlik kurumları, ilişkili bir satış şirketinin faaliyetleri nedeniyle ihraç fiyatını aşağı yönlü düzeltmek istiyorsa en azından bu şirketin komisyon karşılığında çalışan bir acentenin işlevlerini yerine getirdiğini gösteren birbiriyle uyumlu emareler sunmalıdır.

## Sunulan hizmetler nedeniyle yapılan düzeltme

C. ve B., Komisyonun B.'ye ödenen komisyonu ihraç fiyatında dikkate almasına itiraz etti. Ödemenin yalnızca dolaylı genel giderler ile idari giderleri karşıladığını ileri sürdüler. Bu tür giderler doğrudan C. nezdinde oluşmuş olsaydı da ihraç fiyatından düşülmeyecekti.

### Şirketler arasındaki sözleşmenin içeriği

Mahkemenin tespitlerine göre C. ile B. arasında, özellikle aşağıdaki görevleri B.'ye yükleyen bir sözleşme bulunuyordu:

- B., akreditifleri inceliyordu.
- Şirket, gümrükleme ve yükleme için belgeleri hazırlıyor ve sonrasında bunlara ilişkin işlemleri yürütüyordu.
- Yüklemenin ardından gerekli ihracat belgelerini düzenliyordu.
- Ürün bedellerinin tahsili gibi ihracatla bağlantılı işlemleri yürütüyordu.

B. tarafından ihracat amacıyla satılan ürünler için ton başına bir ABD doları komisyon öngörülmüştü. B., bu ücretten elde edilen kârları kendisinde tutuyordu.

Mahkeme, üstlenilen görevleri, üreticinin imal ettiği ürünlerin ihracatında genellikle bir acentenin yürüttüğü faaliyetler olarak sınıflandırdı. Normal değerin belirlenmesinde bu işlevlerin bir karşılığı bulunmuyordu. Yurt içi satışlarda komisyon tahakkuk etmemişti.

EuGH bu değerlendirmeyi onadı. Mahkeme yalnızca bir komisyonun varlığını esas almamış; komisyonun amacını, sözleşmenin içeriğini ve fiilen üstlenilen görevleri de dikkate almıştı. Bu nedenle Mahkeme, Komisyonun 2. maddenin 10. fıkrasının (i) bendi uyarınca düzeltme yapabileceğini hukuka aykırı olmaksızın kabul etmişti.

## CM ile ÇOTAŞ arasında ekonomik bütünlük bulunmaması

Üçüncü bir ülkedeki üretici ile Birliğe ihracattan sorumlu tacirin ekonomik bir bütünlük oluşturması hâlinde 2. maddenin 10. fıkrasının (i) bendi uyarınca düzeltme yapılamaz. Böyle bir durumda tacir, komisyon karşılığında çalışan bir acenteye değil, şirket içi satış departmanına eşdeğer olabilir.

### Ekonomik ilişkilerin bütüncül değerlendirmesi

EuGH'ye göre ekonomik bir bütünlüğün bulunup bulunmadığı, ilgili tüm koşulların bir bütün olarak değerlendirilmesine bağlıdır. Belirleyici olan, ilişkinin ekonomik gerçekliğidir. Özellikle üreticinin taciri ekonomik bakımdan kontrol edip etmediği ve ona normalde şirket içi bir satış departmanının yerine getirdiği görevleri verip vermediği incelenmelidir.

Tek tek unsurların önemi soyut olarak belirlenemez. Aksine, her somut olayın kendi koşulları çerçevesinde incelenmesi gerekir.

Komisyon ve Mahkeme, diğerlerinin yanı sıra aşağıdaki hususları dikkate aldı:

- komisyon ödenmesine ilişkin sözleşmeyi,
- C.'nin doğrudan ihracat satışlarını,
- C.'nin doğrudan yurt içi satışlarını,
- C.'nin B.'deki yüzde 99,98 oranındaki payını,
- B.'nin ilişkili olmayan tedarikçilerden alım yapmamasını ve
- her iki şirketin aynı binada bulunmasını.

### Üreticinin doğrudan satışları

C., ilgili ürünün Birliğe doğrudan satışını gerçekleştirmemişti. Bununla birlikte diğer ülkelere doğrudan ihracat satışları yapmış, ayrıca başka ürünleri hem Birlik dışında hem de Birlik içinde doğrudan satmıştı.

EuGH'ye göre Mahkeme, bu satışları ilgili birçok unsurdan biri olarak dikkate alabilirdi. Mahkeme yalnızca bunların varlığını değil, hacmini de değerlendirmişti. Üreticinin doğrudan satışları, ilişkili tacirin üretici organizasyonuna dâhil bir satış departmanı işlevi görmediğine işaret edebilir.

C.'nin yurt içi satışların tamamını bir tacirin katılımı olmaksızın yürütmesi de bütüncül değerlendirmede dikkate alınabilirdi. Bu durum, C.'nin kendisine ait bir şirket içi satış yapısına sahip olduğunu gösteriyordu. Doğrudan ihracat satışlarıyla birlikte bu husus, ihracat faaliyeti bakımından ekonomik bir bütünlüğün bulunmadığına dair emare olarak değerlendirilebilirdi.

### Komisyondan elde edilen kârların şirkette tutulması

EuGH ayrıca, komisyonlardan elde edilen kârların B. tarafından tutulmasının, B.'nin ekonomik bağımsızlığına ilişkin bir emare olarak dikkate alınabileceğini onadı. Bu unsurun önceki kararlarda açıkça kullanılmamış olması, değerlendirmeye dâhil edilmesine engel değildi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün vergisel transfer fiyatlandırması ilkeleri farklı bir değerlendirmeye yol açmadı. Bu ilkeler, ilişkili şirketlerin kârlarının vergilendirilmesiyle ilgilidir. Buna karşılık 2. maddenin 10. fıkrasının (i) bendi bakımından belirleyici olan, üretici ve tacirin yerine getirdiği işlevlerin ekonomik gerçekliğidir.

Delillerin değerlendirilmesine karşı ileri sürülen itirazlar da sonuçsuz kaldı. Şirketler, sundukları belgelerin hangi bölümlerinin çarpıtıldığını kısmen kesin olarak belirtmemişti. Ayrıca EuGH'ye göre ileri sürdükleri iddialar, temyiz yargılamasında mümkün olmayan yeni bir vakıa ve delil değerlendirmesi yapılmasını amaçlıyordu.

## Uygun komisyonun hesaplama yoluyla belirlenmesi

Diğer bir uyuşmazlık noktası, ihraç fiyatından düşülecek komisyonun miktarıyla ilgiliydi. Şirketler, Tüzük'ün 2. maddesinin 9. fıkrasında öngörülen yaklaşımın 2. maddenin 10. fıkrasının (i) bendi uyarınca yapılacak bir düzeltmenin miktarının belirlenmesine uygulanmasına karşı çıktı.

2. maddenin 9. fıkrası, ihracatçı, ithalatçı veya üçüncü bir kişi arasındaki ticari ilişki ya da telafi anlaşması nedeniyle ihraç fiyatının güvenilir olmaması hâlinde bu fiyatın hesaplama yoluyla belirlenmesine imkân tanır.

### Uygulama gerekçesi ile düzeltmenin miktarı arasındaki fark

EuGH iki husus arasında ayrım yaptı. Öncelikle ilişkili tacirin komisyon karşılığında çalışan bir acente gibi faaliyet gösterip göstermediği ve bu nedenle 2. maddenin 10. fıkrasının (i) bendinin uygulanıp uygulanmayacağı belirlenmelidir. Bundan ayrı olarak gerekli düzeltmenin hangi miktarda yapılacağı tespit edilmelidir.

İlk husus bakımından, ilişkili şirketlerin bağımsız faaliyet göstermediği yönünde bir karine bulunmaz. Komisyon, tacirin ilgili acentelik işlevlerini üstlendiğini kanıtlamak zorundadır.

Ancak hükmün uygulanabilirliği tespit edildikten sonra, uygun komisyon miktarı belirlenirken şirketler arasındaki hukuki ilişki dikkate alınabilir. Aksi takdirde EuGH'ye göre 2. maddenin 10. fıkrasının (i) bendi etkili uygulama kabiliyetini yitirebilir.

İlişkili şirketler arasında kararlaştırılan bir komisyonun güvenilir olmayabileceği varsayımı çürütülebilir niteliktedir. İlgili üretici, fiilen ödenen ücretin uygun olduğunu gösteren kanıtlar sunabilir.

### Hukuki dinlenilme hakkının korunması

Şirketler ayrıca, 2. maddenin 9. fıkrasının kıyasen uygulanacağına ilk kez kesin tüzükte işaret edildiğini ileri sürdü. Bu nedenle görüşlerini gereği gibi sunamadıklarını iddia ettiler.

EuGH bu görüşü kabul etmedi. Geçici tüzükten, Komisyonun ilişkili tacirin satış, idari ve genel giderleri ile başka veriler temelinde belirlenen bir kârı ihraç fiyatından düşeceği zaten anlaşılıyordu.

Dolayısıyla şirketler, düzeltmenin gerekçesi ve yöntemi hakkında zamanında bilgilendirilmişti. 2. maddenin 9. fıkrasının kıyasen uygulanacağının daha sonra belirtilmesi, düzeltmenin ne türünü ne de miktarını değiştirmişti. Bu nedenle hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmemişti.

## Kur riskinden korunmanın döviz çevrimine etkisi bulunmaması

İhracat satışları avro üzerinden gerçekleştirilmişti. Komisyon, yurt içi satışlarla karşılaştırma yapmak amacıyla tutarları doğrudan avrodan Türk lirasına çevirdi.

Şirketler, avro ile ABD doları arasındaki döviz kurunu sabitleyen riskten korunma sözleşmeleri yapmıştı. Şirketler, bu sözleşmelerde belirlenen kurun 2. maddenin 10. fıkrasının (j) bendi uyarınca dikkate alınması gerektiğini ileri sürdü.

### Belirleyici olan, fiilen gerekli döviz çevrimidir

2. maddenin 10. fıkrasının (j) bendi uyarınca gerekli bir döviz çevriminde kural olarak satış tarihindeki döviz kuru esas alınır. Ancak bir vadeli döviz işlemi ihracat işlemiyle doğrudan bağlantılıysa vadeli işlem için geçerli olan kur uygulanır.

EuGH'ye göre hüküm, uygulanacak döviz kurunun nasıl belirleneceğini düzenlemektedir. Ancak döviz çevriminin hangi para birimine yapılacağını belirlememektedir. Komisyon, bu para birimini seçerken sınırlı yargısal denetime tabi bir takdir yetkisine sahiptir.

Bir riskten korunma sözleşmesinin yalnızca ihracat işlemiyle doğrudan bağlantılı olması yeterli değildir. Sözleşme ayrıca Komisyonun adil karşılaştırma amacıyla fiyatları çevirdiği para birimiyle ilgili olmalıdır.

Komisyon doğrudan avrodan Türk lirasına çevrim yaptığı için riskten korunma sözleşmelerinde avro ile ABD doları arasında belirlenen kur bu çevrim işlemi bakımından belirleyici değildi. Bu nedenle EuGH, söz konusu temyiz sebebinin reddini onadı.

## Aylık veya üç aylık damping marjı hesaplanmaması

Şirketler ayrıca Komisyonun aylık veya üç aylık damping marjı hesaplamamasına itiraz etti. Üretim maliyetlerindeki değişikliklere ve satışların zamansal dağılımındaki farklılıklara dayandılar.

EuGH sonuç itibarıyla Mahkemenin değerlendirmesini onadı. Satış tarihlerindeki farklılıkların karşılaştırılabilirliği olumsuz etkilemesi hâlinde, belirli maddi koşullar altında daha kısa birden fazla dönem esas alınarak hesaplama yapılması gerekebilir. Ancak Mahkeme, şirketlerin iddialarını incelemiş ve vakıaları değerlendirme yetkisi çerçevesinde bunları yetersiz bulmuştu.

Temyizde ileri sürülen çarpıtma itirazları, hatalı değerlendirildiği iddia edilen deliller veya bölümler yeterince kesin biçimde belirtilmediği için kısmen kabul edilemezdi. Ayrıca belirtilen belgelerden açık bir çarpıtma sonucu çıkmıyordu.

Böylece Komisyonun yıllık damping marjı hesaplamasını sürdürürken açık bir değerlendirme hatası yapmadığı yönündeki tespit geçerliliğini korudu.

## Temyiz başvurusunun bütünüyle reddedilmesi

Altı temyiz sebebinden hiçbiri Mahkeme kararının bozulmasına yol açmadı. EuGH özellikle aşağıdaki hususları onadı:

- B.'ye ödenen komisyon, ihraç fiyatının düzeltilmesinde dikkate alınabilirdi.
- C. ve B., ilgili ihracat satışları bakımından ekonomik bir bütünlük olarak sınıflandırılamazdı.
- Şirketler arasındaki hukuki ilişki, uygun komisyon miktarının hesaplama yoluyla belirlenmesinde dikkate alınabilirdi.
- Şirketlerin hukuki dinlenilme hakkı korunmuştu.
- Avro ile ABD doları arasındaki riskten korunma sözleşmeleri, avrodan Türk lirasına doğrudan çevrim bakımından belirleyici değildi.
- Komisyon, tespit edilen koşullar altında damping marjını aylık veya üç aylık olarak hesaplamak zorunda değildi.

Bu nedenle temyiz başvurusu bütünüyle reddedildi. C. ve B., kendi masraflarının yanı sıra temyiz yargılamasında Avrupa Komisyonunun masraflarını da karşılayacaktır.

MTR Legal; şirketlere, yatırımcılara ve yüksek mal varlığına sahip özel kişilere [ticaret hukuku](https://www.mtrlegal.com/rechtsberatung/wirtschaftsrecht/) konularında hukuki danışmanlık sunmaktadır.
